Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına Bakışının Sahici Aynasıdır!
M. Can YÜCE / Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına Bakışının Sahici Aynasıdır!
Çok açık ki, 35 insanımızın hunharca katledilmesi, ne bir “Operasyon kazası”, ne de bir rastlantıdır! Daha öncesi bir yana, TC tarihi, özellikle Kürdistan politikasının satırbaşlıkları, bunun böyle olduğunu çok açık bir biçimde ortaya koymaktadır!
Şırnak- Roboski Katliamı, Koçgiri’den başlayan, Piran-Palu’dan, Ağrı’dan, Zilan’dan geçen, Dersim’de soykırım boyutlarına tırmanan “Tedip ve Tenkil” çizgisinin güncel ve vahşi bir uygulamasıdır!
Uludere katliamı
Kuzey Irak sınırında F-16'lar kaçakçılık yapan köylüleri bombaladı. 35 kişi öldü. Sağ kurtulan Servet Encü, "Asker yolumuzu kesti ve bombardıman başladı" dedi.
F-16 savaş uçakları, İnsansız Hava Araçları’ndan (İHA) gelen görüntüler üzerine PKK’lı sandıkları Irak’tan kaçak mazot getiren vatandaşları bombaladı. Şırnak’ın Uludere ilçesi’ne bağlı Ortasu Köyü’ne yakın sınır bölgesinde meydana gelen olayda, 35 vatandaş yaşamını yitirirken bazılarının da kayıp olduğu iddia edildi. Bombardımanda yaşamını yitirenlerin büyük çoğunluğunun 20 yaşın altında lise öğrencileri olduğu açıklanırken, 28 kişinin ise akrabalık bağı bulunduğu belirtildi. Ortasu Köyü Muhtarı Haşim Encü, Radikal’e yaptığı açıklamada, “Hepsi akrabamız. Bir kısmı kayıp. İçim yanıyor” dedi. Taşdelen Köyü Muhtarı Fikret Kaya ise Ortasu’nun korucu köyü olduğunu ifade ederken, ölen çocukların çoğunun da korucu, şehit ve gazi çocuğu olduğuna dikkat çekti. Kaya, “Kaçakçılık sürekli oluyor. Bölge askeri bugüne kadar hukuk çerçevesinde mücadele ediyordu” diye konuştu. “Dedelerimizden beri sınır ticareti var. Şu ana kadar devlet bizi idare ediyordu” diyen Sabri Encü de bombardımanı duyduklarını ve sabah olay yerine gidip katırlarla cenazeleri aldıklarını, birçoğunun paramparça olduğunu söyledi.
Van'da depremin bilançosu ağırlaşıyor...
Halk yaralarını kendi sarıyor!<
(24.10.11) - Van'da dün meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremin ardından ortaya çıkan yıkımın bilançosu her geçen saat büyüyor.
Merkez üssü Van'ın Erciş ilçesi olan ve bölgedeki 13 ilde de belirgin biçimde hissedilen depreme ilişkin devletin açıkladığı son rakamlar 239 ölü, 1300 yaralı olduğu yönünde. Ancak bölge halkının açıklamaları gerçek rakamların bu verilerin çok üzerinde olduğu yönünde.
Kirli savaşın derinleştirildiği ve Kürt hareketine dönük sınırötesi dahil askeri operasyonların yoğunlaştırıldığı bir süreçte meydana gelen deprem, sermaye devletinin aczini bir kez daha gözler önüne serdi. Burjuva medyada sunulanın aksine, Van'da devlet yoktu!
Depremin bilançosu sunulandan ağır
1999'da binlerce insanın yaşamını yitirdiği 7.4'lük Gölcük ve 7.2'lik Düzce depremlerinin ardından Türkiye'de yaşanan en şiddetli sarsıntı olarak kayıtlara giren Van-Erciş depremi büyük bir yıkıma yol açmış durumda.
Depremin merkez üssü konumunda olan Erciş'te, sabah saatlerindeki belirlemelere göre, 100'den fazla bina yıkıldı ve çok sayıda bina da ağır hasar gördü. Ayrıca 130 kişi kapasiteli özel bir öğrenci yurdu ile imam hatip lisesinin eski binası da yıkıldı. Aradan 24 saate yakın zaman geçmesine rağmen, ilçedeki yıkık binaların 40’ının enkazında halen insanların bulunduğunu söyleniyor.
Elektrik ve su verilemeyen ilçede iletişim altyapısı da çökmüş durumda. Telefon ve elektrik hatlarının çalışmadığı, bazı yolların da ulaşıma kapandığı ilçede hastaneler de yetersiz kaldı.
Van merkezde ve diğer ilçelerde de tablonun Erciş'tekine benzer olduğu ifade ediliyor.
Özelikle köylerin birçoğuna ulaşılamadığı, buralarda ortaya çıkan yıkımın ve ölü sayısının toplam bilançoya eklenmediği da belirtiliyor.
Havanın oldukça soğuk olduğu ve halkın ateş yakarak ısınmaya çalıştığı bölgede, arama-kurtarma çalışmalarının çoğu elektrik yokluğu nedeniyle araç farları yardımıyla yapılıyor.
Van'daki havaalanı da hasarlı olduğu için yardım malzemesi taşıyan uçaklar Erzurum'a yönlendiliyor.
Kandilli Rasathanesi'nden yapılan açıklamada ise, depremin şiddeti baz alındığında, can kaybının bin civarında olacağı bildirildi.
“Devlet hemen elini uzattı” yalanı
Burjuva medya, özellikle akşam saatlerinde Tayyip Erdoğan bölgeye gerçekleştirdiği ziyaretle birlikte, “devletin bölge halkına hemen elini uzattığı” yönünde haberler yaptı.
Devlet erkanından yapılan birçok açıklamada da, özellikle sağlık, yiyecek ve barınma noktasında gerekli ihtyaçların karşılandığı belirtilerek “Ortada sorun yok” havası yaratılmaya çalışıldı. Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın "Sağlık hizmetinde bir sorun yok" açıklamasını, İçişleri Bakanı İdris Nedim Şahin'in bu sabahki “Hem arama kurtarma hem de halkın barınması, beslenmesi, sağlık hizmetlerinin karşılanması konusunda hem Erciş'te hem de Van'da herhangi bir aksaklık, eksiklik bulunmamaktadır” sözleri izledi. Bunları ise, İçişleri Bakanı Atalay'ın, "Ulaşılmadık hiçbir yer kalmadı. Bugün itibariyle hiç eksik kalmamıştır" sözleri tamamladı.
Osmanlı İmparatorluğu’ndan T.C.ne milliyet, inanç ve Koçgiri–Dêrsim’de mecburi iskanlar
Mart 1917 Kürdistan’da, Kafkaslarda, Mesopotamya’da Osmanlı Ordusu’na bağlı güçler. Haritadaki askeri tanımlar en sona yerleştirilmiştir.
Bizanslılar döneminde Kürdistan’dan diğer coğrafi alanlara doğru sürgünler, mecburi iskanlar gerçekleştirilir. Bizanslılardan nüfus mühendisliğini öğrenen osmanlılarda Kürdleri sürmeye, mecburi iskana tabi tutmaya başlarlar. Bildiğim kadarıyla Osmanlılar döneminde ilk büyük sürgün Yavuz Sultan Selim döneminde Çaldıran seferi sonrası gerçekleşir. (1)
Bijî 8 Adar!
Emekçi kadınlar başta olmak üzere dünya kadınları, 8 Mart Emekçi Kadınlar Gününü kutluyor, kendi sorunlarını tartışıyor, çözüm yolarını öneriyorlar. Kuşkusuz bütün kadınların bu konuya bakışları ve çözüm önerileri aynı değil, farklı eğilim ve anlayışlara göre biçimleniyor!
Kadın sorununa bakış açısı sınıfsal konumlara, ideolojik ve politik duruşlara göre belirleniyor ve bu temelde saflaşma sağlanıyor. Bu durumun bundan böyle de devam edeceği kesindir!
Kadın sorunu, köklü tarihsel ve toplumsal bir sorundur. Tarihi, sınıflı toplumlar, aile ve devlet kadar eskidir; esas olarak bu kurumlarla birlikte gündeme gelmiştir!


